Finansal Yorum 03.07.2007
YENİLİKÇİLİK
Dr. Ali Ceylan
Bursa Sanayici ve İşadamları Derneği, 2007 yılını yenilikçilik yılı olarak ilan etti. Bu çerçevede de bir dizi çalışmalar yapıyor. Yapılan plan çerçevesinde, 25 Haziran 2007 tarihinde BUSİADEVİ’nde TÜBİTAK Başkanı, Prof.Dr. Nükhet Yetiş bir konuşma yaptı.
Bu konuşmanın dinleyiciler için çok yararlı olduğunu düşünüyorum.
Bu konuşmadan da yararlanarak, sizlere, yenilikçilik konusundaki görüşlerimi aktarmaya çalışacağım.
Öncelikle, belirtmem gerekir ki; günümüzde, ticarileşmeyen, yani, alım satıma konu olmayan hiçbir bilgi veya yenilik, değer ifade etmemektedir.
Kısacası, yapılan yeniliklere, buluşlara, tasarımlara, faydalı modellere, işin nasıl yapılacağı ile ilgili bilgilere, talebinin olması gerekmektedir.
Türkiye’de yenilik yapma konusunda ciddi sorunlar vardır.
Her şeyden önce, ülkemizde araştırma geliştirme yatırımlarına çok az kaynak ayrılmaktadır. Örneğin,2003 yılında sanayinin ar-ge harcamaları için ayrılan kaynak, GSYİH’nın %1.5’i kadardır.
Bu oran, gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında oldukça düşüktür.
Türkiye’de, devlet yanında, sanayi kuruluşları da ar-ge için yeterli kaynak ayırmamaktadır. Oysa, yurt dışına baktığımızda, şirketler, cirolarının %5 ‘ i ile %39’u arasındaki bir payı yenilik için ayırmaktadırlar. Buna örnek olarak, Ericsson Kanada firması verilebilir. Ericsson Kanada, 2001 yılında cirosunun %39’unu ar-ge harcamaları için ayırmıştır.
Ayrıca, gelişmiş ülkelerde, özel sektör, devletten daha fazla kaynağı ar-ge için ayırmaktadır. Bizde ise, devletin ayırdığı kaynak, özel sektörden fazladır. Yani, Türkiye’de özel sektör de ar-ge çalışmaları için büyük ölçüde devlet yardımı beklemektedir.
Türkiye’de yenilikçilik konusunda sorunlardan birisi de insanlarımızın yenilikçiliğe inanmamasıdır. Ar-ge yatırımlarına az kaynak ayrılması, sorunun en önemli göstergesidir. Oysa, günümüz şartlarında, hem ülkeler, hem de şirketler için, verimlilik ve rekabet gücü, yenilikçilikten geçmektedir. Örneğin, bir Türk işçisi, belli bir zaman diliminde, ABD işçisinin sekizde biri, bir Japon işçisinin yedi de biri,AB işçisinin 2.5 ‘de biri kadar üretim yapabilmektedir.Yenilikçilik konusunda ilerleme sağlayamaz ve bu durum böyle devam ederse,rekabet gücümüz, her geçen gün zayıflayacaktır.
Bu nedenle, öncelikle, toplumun yenilikçilik konusunda eğitilmesi ve inançlarının değiştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Kısacası, yapılacak eğitimler sonucu, halkımızın, kopya çekmekten bir an önce kurtulması gerektiğine inandırılması gerekmektedir. Ancak, insanların inançlarını değiştirmenin ne kadar zor bir iş olduğunu da unutmamak gerekir.
Bunun için, başta girişimciler, çalışanlar, üniversite öğretim üyeleri ve öğrencilerin, yeniliklere inandırılması ve yeni fikirlere ihtiyaç duyacak bireyler olarak eğitilmeleri gerekir.
Ancak, Yenilik Endeksi’nde ülkemizin 34 ülke arasında sonuncu olması, işimizin kolay olmayacağını göstermektedir.
Sürdürülebilir bir kalkınma hızı ve dış ticaret fazlası veren bir ödemeler bilançosuna sahip olmamız için, yenilikçilikten başka bir yolun olmadığı Türkiye’de yaşayan herkese anlatılmalıdır.
TÜBİTAK, son yıllarda, ar-ge politikalarında olumlu yönde değişiklikler yapmıştır. Örneğin, bütçeden ar-ge harcamalarına son yıllarda ayrılan pay önemli ölçüde artmıştır.
Sonuç olarak, ülkemizde en önemli sorunlardan birisi de bilim insanı eksikliğidir. Bununla beraber, en çok bilim insanının olduğu üniversitelerimizden yeterince yararlanılmamaktadır.
Bu nedenle, mutlaka, üniversitelerle sanayicilerimiz, bir araya gelip, ar-ge ve diğer konularda neler yapacaklarını belirlemeleri ve en kısa zamanda yaptıkları planı hayat geçirmeleri gerekmektedir. Yoksa, gelişmişlerle aramızdaki farkı kapatmamız mümkün olamaz.