Finansal Yorum 12.03.2008
BURSA’DA BİR ÜNİVERSİTE HAYAL EDİYORUM, GÖZLERİM KAPALI.
Prof.Dr.Ali Ceylan
GİRİŞ
Günümüz dünyasında çok hızlı bir değişim yaşanıyor.
Bu değişimi izlemeye ve yaşantımda uygulamaya çalışıyorum.
Bu nedenle,yaşam tarzımda bazı değişiklikler yaptım.
Bir çok kuruma bakış açımda önemli değişiklikler oldu.
Siz de yaşantınızda değişime hazır olun.Toplumdaki değişimi anlamaya çalışın.Zamana uymak için çaba gösterin.Yoksa,mutsuz ve başarısız olursunuz.
Yaşantımdaki değişimin geçmişe göre çok daha önemli olduğunu görüyorum. Bu nedenle, değişimi tahmin etmeye ve ona göre önlem almaya çalışıyorum.
Bilindiği gibi,değişim,kişileri ve kurumları çeşitli şekillerde etkiliyor.Davranışlar ve alışkanlıklar değişiyor.
Küreselleşme nedeniyle,her birey veya kurum, rekabet ortamına doğru hızla sürükleniyor.
Her birimiz, karlı bir havada tipiye yakalanmış kuşlar gibiyiz.Bu nedenle,geleceği görmeye,doğru yolu bulmaya ve ayakta kalmaya çalışıyoruz.
Böyle bir ortamda, ayakta kalmanın en güçlü silahı bilgidir.Bilgi üretmenin kaynağı ise, kaliteli ve çağdaş eğitimden geçmektedir.
ÜNİVERSİTELER:BİLGİ ÜRETİM MERKEZLERİ
Bana göre,bilginin üretildiği yer üniversiteler olmalıdır.Üretilen bilgilerin mutlaka alıcısı olmalıdır..
Türkiye’de üniversiteler bilgi üretim merkezleri olarak çalışıyorlar mı?
Bu soruya olumlu cevap vermek mümkün değildir.
Ancak,kısaca,nasıl bir üniversite hayal ettiğimi anlatmaya çalışacağım.
Herkes geleceği göremez.Ancak,toplumda bazı kişilerin veya bazı kurumların, bu görevi yapması gerekir.Başka bir deyişle,her ülkede bazı kurumlara geleceğe ışık tutuma veya geleceği aydınlatma görevi verilmiştir.Bu görevi yapan kuruluşlara üniversite , bu görevi yapan kişilere de bilim adamı denilmektedir.
Bu nedenle, üniversitelerden her alanda öncülük görevini yapmasını bekliyoruz.Üniversitelerimiz, öğrencilere genel bilgiler aktaran kurumlar olmak yerine, belli konularda uzmanlaşmalıdırlar.
Türk üniversitelerinin, önderlik görevini en kısa zamanda ve tam olarak üstlenmesi gerekmektedir.Çünkü,değişimi yakalayamaz ve yönetemezsek, toplum olarak,dünya sahnesindeki yerimizi alamayız.
Bugünü iyi yönetip,geleceği görebilenler ve iyi yönetebilenler, başarılı olup,ön saflarda kalacaklar,iyi yönetemeyenler ve geleceği göremeyen milletler ise,yok olup gideceklerdir.
Bundan dolayı,üniversitelerdeki bilim adamlarının , geçmişe göre daha çok çalışmaları ve ders anlatma yerine öğrencilerine araştırma yapmayı öğretmeleri gerekmektedir.Küresel rekabet,üniversite hocalarının geçmişteki davranışlarını değiştirmelerini gerektirmektedir. Üniversiteler,dünya standartlarında öğrenciler yetiştirmek zorundadırlar.Çünkü,küreselleşme üniversitelere yeni bir misyon vermiştir.
Üniversite bilim adamlarının başarılı olabilmeleri ,sanayicilerle ve toplumla yapacakları işbirliği ile mümkündür.Burada ilk adım mutlaka üniversite elemanlarından gelmelidir.
Özellikle,girişimciler açısından, üniversiteler,yeni buluş,tasarım ve faydalı modellerin ortaya konulduğu kurumlar olmalıdır.
Girişimciler,rekabet yarışında geri kalmamak için, üniversitelerle işbirliği yapmalıdır.Onun için, sanayici ve üniversite ilişkilerinin çok sağlıklı çalışması gerekir.Bu ilişkilerde de ilk adımların daima üniversiteler tarafından atılması gerektiğini düşünüyorum.
Toplum, üniversitelerden,değişim konusunda liderlik görevi bekliyor.
Dünyada bir çok üniversite, yeni misyon yüklenmiş durumdadır.Fil dişi kuleler tek tek terk ediliyor veya yıkılıyor.
Üniversiteler, iş yaparak kendi kaynaklarını yaratmalıdır.Bunun için,üniversitelerde öncelikle zihniyet değişikliğine ihtiyaç vardır.Üniversiteye proje getiremeyen öğretim elemanları,bana göre görevlerini yapmayan kişilerdir.Projeler öğrencilerle birlikte hayata geçirilmelidir.Böylece, öğrenciler,araştırma yaparak ve çalışarak öğrenme şansını elde etmiş olacaklardır.
Dünya üniversiteleri,bilgi üretiyor,mal ve hizmet üretiyor,buluş yapıyor,sanayicilerle işbirliği yapıyor ve toplumu aydınlatıyorlar.Ürettikleri bilgilerin alıcıları var.
Bizim üniversitelerimiz de aynı düşünceleri paylaşmak ve uygulamak zorundadır.Eğer, devlet üniversiteleri, söz konusu değişime ayak uyduramazlarsa,devreye başkaları girecektir.Bundan kimsenin şüphesi olmasın.Bu durumda üniversitelerimiz itibar kaybedecektir.
Küreselleşmenin doğal sonucu olarak,Türkiye’de de yakın bir gelecekte, yerli ve yabancı özel üniversiteler açılabilir.Türkiye’de yabancı öğretim üyelerinin sayısı artabilir.Bu nedenle,bizim öğretim üyelerimizin yabancılarla rekabet etmeye hazırlanmaları gerekir.
Bilim adamlarımızın,söz konusu rekabetten başarılı çıkabilmeleri için,başta lisan olmak üzere,kültür ve ar-ge konularında kendilerini yenilemeleri ve zihniyetlerini değiştirmeleri gerekmektedir.
Değişim iyi yönetilmezse,gelecek yıllarda, devlet üniversitelerinin yüksek öğretimdeki payı ve önemi azalacaktır.
Değişim iyi yönetilirse, yakın bir gelecekte, Bursa gibi bir çok şehirde vakıf üniversiteleri açılacak ve rekabet artacaktır.Artan rekabet, Türkiye’nin gelişimini hızlandıracaktır.
Üniversitelerle ilgili olarak,hayal ettiklerimin bir kısmı Hükümetleri,bir kısmı YÖK’ü,bir kısmı üniversite yöneticilerini,bir kısmı öğrencileri,bir kısmı sanayicileri ve bir kısmı da meslektaşlarımı ilgilendiriyor. Bütün bunlar için, öncelikle zihniyet değişikliğine ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.Ezberci eğitime son vermek zorundayız.
Bu arada,çok önemli gördüğüm bir noktayı daha belirtmem gerekiyor.Ne olursa olsun, üniversitelerin siyasetten uzak durmaları gerektiğini düşünüyorum.Özellikle,Rektör’lerin siyasetle ilgilenmemeleri gerekmektedir.Çünkü,Türkiye’de üniversitelerin siyasi çekişmelerle geçirilecekleri bir saniyelerinin bile olmadığına inanıyorum.
Çünkü,günümüz dünyasında,bilim adamının siyasi düşünceleri ve inanışları,bilimsel çalışmalarının önünde olamaz.
Sonuç olarak, üniversiteler, çok başarılı, idealist, erdemli, karakter sahibi, üretken, örnek elemanlarla çalışmalıdırlar. Üniversiteye girmenin,üniversitede yükselmenin tek ölçütü, bilim, akıl ve çalışkanlık olmalıdır .Bu nedenle,atama ve yükseltilmelerde liyakat esas alınmalı ve çok titiz bir şekilde uygulanmalıdır.