Finansal Yorum 18.11.2006

 BUSİAD’DAN TÜRKONFED’E

1976 yılının yaz aylarında,  Bursa İnegöl yolunda,  Sultan Suyun karşısındaki çayırlıkta,  rahmetli Doğan Ersöz’le konuşuyoruz. Daha doğrusu bana, Bursa’da kurulacak işadamları derneği ile ilgili hayallerini anlatıyor

Bu konuşmadan iki yıl sonra ,  1978 yılında, BTSO’nun sanayicilere yeterince hizmet vermediğini düşünen birkaç girişimci ile birlikte, Doğan Ersöz’ün başkanlığında  BUSİAD kuruluyor.

BUSİAD, Türkiye’de TUSİAD’dan sonra kurulmuş  ikinci sanayici ve işadamları derneğidir.  İlk birkaç genel kurula, çoğunluk sağlamak için Ersöz Un Fabrikası’ndan çalışanların getirildiğini biliyorum.

Aradan 30 yıl geçmiş.

Bugün, Türkiye’nin kalkınmasına parelel olarak, SİAD’lar  yurdumuzun her tarafında kurulmaya devam ediyor.

Bursa’da 40 civarında SİAD var.

SİAD’lar,  gönüllü kuruluşlar olduklarından, AB tarafından da destekleniyor.

Bu nedenle, bugünlerde, çevremde,  sivil toplum örgütü olarak kurulmuş, bir çok federasyon ve konfederasyon görmeye başladım. Söz konusu federasyonlar,  amaçları doğrultusunda tek ses olmaya çalışıyorlar.

Böylece, ”birlikten kuvvet doğar” sözünün çok güzel uygulamalarını görüyorum.  Hele,  birliğin temelinde gönüllülük olunca, ortaya daha  büyük bir güç çıkıyor.

Bu gelişmelerin Türkiye açısından çok olumlu olduğunu düşünüyorum.

---oOo---

Geçen hafta,  Bursa’da BUSİAD’ın ev sahipliğinde Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu –TÜRKONFED- Başkanlar Konseyi toplantısı yapıldı.

TÜRKONFED, iş adamlarını temsil eden sivil toplum örgütlerinin(derneklerin ve federasyonların) en üst kuruluşudur. TOBB’un karşılığı olarak da düşünebilirsiniz.

İki kuruluş arasındaki en önemli fark, gönüllülük olarak ifade edilebilir.  1978 yılında Bursa’lı birkaç sanayici ve iş adamının kurduğu BUSİAD, bugün, 8500’ün üzerindeki iş adamının birlikte hareket ettiği, TÜRKONFED’e başkanlık yapmaktadır.

Önümüzdeki yıllarda bu tür toplantılar, başka ülkelerin işadamları dernekleri ile yapılacak, buna göre hazırlık yapmak zorundayız.

TÜRKONFED’in çalışma programını ve çalışmalarını izlediğimde,  etkilendiğimi söyleyebilirim. İş adamları, topluluklara hitap etmeyi öğrenmişler. Birbirlerini eğitiyorlar, birlikte öğreniyorlar, ülkenin birliğine ve geleceğine sahip çıkıyorlar, birbirlerine yol gösteriyorlar, haklarını savunuyorlar. Bunlar güzel gelişmeler.

Ancak, uygulama aşamasında, bilimsel çalışmaların ikinci plana itildiğini gördüm.  Akademik yaşamım nedeniyle, yüzlerce, toplantı, seminer, sempozyum, konferans izledim. Hep bir eksiklik yaşadım. Bu çalışmada da aynı eksiklik vardı. Bilim adamları ve uygulamacılar,  yeterince bir arada çalışamıyorlar. Ya bilim adamları,  kendileri çalıp, kendileri oynuyorlar, ya da uygulamacılar her şeyi biliriz havasındalar.  Oysa, dünyadaki büyük bir çoğunluk,  bilgi çağının son çeyreğini yaşarken, bilimselliğin olmadığı çalışmalarla, iş adamlarının dünyada rekabet edemeyeceklerini biliyor. Bu gerçeği Türk işadamlarının bilmemesi mümkün mü?

Bu yolculukta başarılı olmak için, daha sıkı bir sanayi – üniversite iş birliğine ihtiyaç olmayacak mı?.  

Prof. Dr. Ali Ceylan