Finansal Yorum 20.11.2006

 

YEŞİL HORTUM VEYA YİMPAŞ

Ali Ceylan

Çoğu zaman Türkiye’deki  yolsuzluk veya hukuksuzluğun boyutlarını anlamakta zorlanıyorum. Yolsuzluklar nasıl oluyor da inanılmaz boyutlara ulaşabiliyor ve kimsenin sesi çıkmıyor.Şaşırıyorum.Bu kadarına da pes diyorum ve isyan ediyorum

Alman Diet Gazetesi kısaca şunları yazıyor.”Almanya’daki Yimpaş olayı, eşi, benzeri görülmemiş bir yatırım skandalıdır.Yimpaş olayı din istismarıdır.Avrupa’da çok zor şartlarda birikim yapan Türklerin tasarruflarının ,İslamcı Holdingler tarafından camiler kullanılarak toplanmasıdır.Bu işin baş mimarı Necmettin Erbakan’dır.Yimbaş’ın  120.000, Kombassan’ın 35.000 civarında ortağı vardır.”

Ben üniversitede yaklaşık olarak, 30 yıl finans çalıştım veya finans öğrettim.

Bu nedenle,iddia ediyorum ki;Yimpaş olayı, Alman Gazetesinin iadda ettiği gibi,Türk ekonomisine yapılmış en büyük kötülük ve en büyük suçtur.Çünkü,para ve sermaye piyasaları, kapitalist sistemin en önemli kurumlarıdır.Bu kurumlar güven esasına göre çalışır.Güven sağlama işi de Hükümetlerin en önemli görevidir.Yani, bankalardaki  veya borsalardaki paraların güvencesi devlettir.Devleti de Hükümetler temsil ettiğine  göre,sorumluluk geçmiş iktidarlar yanında,şuanda iktidarda bulunan AKP ‘nindir.

Hükümetler, bankaların veya menkul kıymet borsalarının belirli standartlara uygun olarak ve güven içerisinde çalışmasını sağlamak zorundadır. Aksi halde ortaklık kültürü gelişmemiş bir toplum olarak, kalkınmamızı tamamlayamayız.

Son yıllarda, ülkemizde, İslamcı veya yeşil sermaye dediğimiz bir grup,vatandaşların dini duygularını istismar ederek,sizi şu şirkete ortak yapacağız diye para toplamaktadır.Oysa,gerek Bankalar Kanunu’na,gerekse Sermaye Piyasası Kanunu’na göre,para toplamak çok büyük bir suçtur.

Konuya bu açıdan baktığımızda, geçmiş Hükümetler gibi, AKP Hükümeti de  görevini yapmayarak bu suça ortak olmaktadır.

Para ve sermaye piyasaları, güven esasına göre çalışan piyasalardır. En ufak bir güvensizlik, bu piyasaları alt üst edebilir.Hükümet,yeşil sermaye sahipleri ile ilgili gerekli önlemleri almayarak,ülkemizin kalkınmasına,insanların iş sahibi olmalarına,sistemin sağlıklı çalışmasına,kapitalist sistemin gelişmesine,mülkiyetin sağlıklı bir şekilde tabana yayılmasına engel olmaktadır.Bana göre,hiç  bir Hükümet ülkesine bundan büyük bir kötülük yapamaz.

Finansal piyasalar çok hassas piyasalar olduğu için,gelişmiş her devlet,güven sarsılmasın diye,bu piyasalarla ilgili olarak çok sıkı yasal düzenlemeler alır ve almaya devam eder.

Unutmuş görünüyoruz ama,Uzakdoğudaki 1997 krizi,ülkemizdeki 1999,2000 ve 2001 krizleri finansal krizlerdir.

Türkiye’de para piyasasındaki faaliyetlerden Merkez Bankası(MB),sermaye piyasasındaki faaliyetlerden Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) sorumludur. Bununla beraber, icraat organı işbaşındaki Hükümettir.

Yimpaş olayında sorun, Hükümetin sorunun hukuksuz olduğuna inanmaması, üstü örtülü olarak yeşil sermayeyi desteklemesidir. Gazetelerde Yimpaş Holding ortağı ile Bakanları bir arada gösteren fotoğraflar, her halde savcıların harekete geçmesini engellemektedir.

Sermaye piyasalarında en önemli konu, yatırımcıların korunmasıdır. Kamuoyunu Aydınlatma İlkesi gereği olarak, ilgili şirketler,işletmelerin gelir tablosu ve bilançolarıyla,gelecek dönemlere ait yatırımlarını,bu yatırımların finansmanı ve kar dağıtımlarına ilişkin bilgileri,SPK standartlarına  uygun olarak,gerektiğinde veya periyodik olarak kamuoyuna açıklamak zorundadırlar.

Bizde ne yapılıyor? Hiç bir şey.Tam tersine yatırımcıların soyulması veya zarara uğratılmaları için,din bile istismar edilmek kaydıyla her türlü soygun yapılıyor.Böylece, yüce dinimize de en büyük kötülük yapılmaktadır.

Ne yapılmalı derseniz? Öncelikle, Hükümetin görevini yapması ve vatandaşını koruyup, piyasalar da güven sarsıcı faaliyetleri önlemesi gerekir. Bunun için yasal boşluklar varsa da yeni yasalar çıkarılmalıdır.Daha sonra,halkın aydınlatılması konusunda SPK daha aktif konuma gelmeli ve daha cesur kararlar alabilmeli ve uygulamalıdır.Bir diğer adım,yatırımcıların uyanık olmasıdır.İMKB’den  hisse alıp,bir şirkete ortak olmak varken,kötü niyetli veya yasalara uymayan kişilerin sözlerine kanıp,onlara para vermek,soyguncuyu davet etmek demektir.

Son söz, çok ortaklı şirketler kurmayı ve yönetmeyi öğrenemezsek, kalkınmış ülke olamayız.