25.10.2007

 

ZONGULDAK’ DA FİNANS SEMPOZYUMU

 

Prof.Dr.Ali Ceylan

 

11.Ulusal Finans Sempozyumu için, 17-20 Ekim 2007 tarihleri arasında Zonguldak’a gittim.

Sempozyuma,Zonguldak Karaelmas Üniversitesi ev sahipliği yapacak. Bildiğim kadarıyla, üç yıldan beri sempozyum için hazırlık yapıyorlar. Zonguldak’a dördüncü gidişim olacak. Geçen sene bu sıralar, bir konuşma yapmak üzere Karaelmas Üniversitesi’nin misafiri olmuştum. Bursa’dan erkenden yola çıktık. İzmit otobanına girdiğimizde, çok güzel bir tabiatla  karşılaştık. Sanki,Bursa’nın yeşilinden daha güzel bir yeşil ve değişik renkler  bizi karşıladı. Hangi yeşilin daha güzel olduğu konusunda kararsız kaldık. Ama ruhumuz rahatladı. İyimserliğin, vücudumuza dalga dalga  yayıldığını hissettik. Otobanda araba kullanmak ayrı bir zevk.Yaklaşık 5-6 saatlik bir yolculuktan sonra Zonguldak’a ulaştık. Otelimize vardık. Çok güzel bir organizasyon ve çok sıcak bir karşılama, mutluluğunuzu arttırdı.

İşte hayat bu dedik. Zonguldak’ta  akşam üzeri gezimizde hissettiğiniz kömür kokusu bize hoş geldiniz diyordu. Limandan çıkan büyük bir yük gemisinin Rusya’dan kömür getirdiğini öğrendim. Rusya’dan gelen kömürlerin daha ucuz ve daha kaliteli olduğunu söylediler.

Böylece, küreselleşmenin rekabeti arttırdığına bir kez daha şahit oldum. Yaklaşık olarak, 40 üniversiteden, 151 öğretim elemanı Karaelmas Üniversitesi’nin ev sahipliğinde , Emirgan Otel’de finans konularını tartıştık.

 

Otelden gördüğüm manzarayı ise anlatamam. Hava güneşli, deniz sakin ise, manzaraya doyum olmuyor. Burası Zonguldak mı yoksa cennetten bir köşe mi? Yağmurdan sonra Zonguldak hep böyle güzel ve çekici olurmuş. İnsanı sarhoş ediyor. Karadeniz çırpınmıyor, çarşaf gibi. Sizi kucağına çağırıyor. Hava sıcak. Zonguldak, kış öncesi, en güzel günlerini yaşıyor olmalı. Zonguldak’ın yeşilinin Bursa’nın yeşilinden farkı yok. Balık bolluğu beni heyecanlandırdı. Limanın açığındaki, küçük balıkçı teknelerinin birisinin içinde olmak istedim.

Hayallere daldım. Zonguldak çok güzel bir turizm kenti olabilir. Girişimciliği geliştirmek şartıyla. Çünkü, en büyük eksiklik girişimcilik ve zihniyet değişikliği.

 

Meslektaşlarımla birlikte olmak,onlarla bilgi alışverişinde bulunmak beni çok mutlu ediyor. Tezkere öncesi milli hislerin arttığını açık bir şekilde gözlemliyorum. 10.yıl marşının Behçet Kemal Çağlar tarafından kaldığımız otelde yazıldığını öğrenmek katılımcılar gibi ve beni de çok heyecanlandırdı. Otelin deniz tarafına bakan kısmından geçen trenin gürültüsü ve tünelde kayboluşundan çok etkiledim. Hayatımda ilk defa tren sesi beni mutlu etti. Bu tünellerin Cumhuriyet’in ilk yıllarında kazma, kürek ve keskilerle açıldığını duyduğumda çok şaşırdım. Bugünün teknolojisinin bile, benzer tünellerin açılamasında yetersiz kaldığını bilen bir kişi olarak, inancın ve heyecanın insana neler yaptırabildiğini daha iyi anladım. Bizim çalışmaya, inanca ve birliğe ihtiyacımız var Bu bilgileri açılış konuşmasında Rektör Prof.Dr.Bektaş Açıkgöz verdi.

 

Sempozyum, Zonguldak  Karaelmas Üniversitesi Oda Orkestrası ve Opera Bölümünün konseriyle açıldı. Orhan Veli gibi, gözlerim kapalı olarak  koroyu dinlerken, kendimi İstanbul’da hissettim. İki gün boyunca tebliğler sunuldu ve tartışıldı. Sempozyumun en önemli fonksiyonu, genç akademisyenlerin yetişmelerine ve kaynaşmalarına ortam hazırlamak. Her yıl katılımcı sayısının artması da çok başarılı çalışmaların yapıldığını gösteriyor. Cumartesi günü yapılan  Amasra gezisi ile sempozyum sona erdi. Ah Amasra, sen ne kadar güzelsin. Güzelliğinin kıymeti bilinmiyor mu acaba?

 

Çok güzel bir organizasyonla bizleri ağırlayan Zonguldak Karaelmas Üniversitesi yetkilileri, başta Rektör Prof.Dr.Bektaş Açıkgöz, Dekan Prof.Dr.Güven Murat ve değerli meslektaşım ve öğrencim, Doç.Dr.Turhan Korkmaz ve tüm emeği geçenlere  teşekkür ederek yazıma son veriyorum.

 

Aklım Zonguldak’ta kaldı.